İTOSAM, “Yüksek Teknoloji İhracatına Yönelik Misyon Odaklı Politikalar” Raporunu Yayınladı!
İTOSAM’ın Yeni Raporu Yayımda: “Yüksek Teknoloji İhracatına Yönelik Misyon Odaklı Politikalar”
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Stratejik Araştırmalar Merkezi (İTOSAM) bünyesinde Yasin Solak ve Dr. Nur Aktaş tarafından hazırlanan “Yüksek Teknoloji İhracatına Yönelik Misyon Odaklı Politikalar” başlıklı raporu yayımlandı.
Küresel ticarette rekabet gücü giderek daha fazla ileri teknolojiye dayalı üretim kapasitesine bağlı hale geliyor. Bu nedenle ülkelerin ihracat yapılarında nitelikli ve yüksek katma değerli ürünlerin payının artması, ülke ekonomilerinin stratejik konumunu güçlendiren önemli bir faktör olarak öne çıkıyor. Bunun bir yansıması olarak ülkeler teknoloji üretimlerinin artışını desteklemeye yönelik çeşitli teşvik politikaları uyguluyorlar. Ancak geçmiş yıllarda bu hedefe yönelik uygulanan geleneksel teşvik politikaları stratejisi günümüzde yeterli olmuyor.
Bu noktada daha bütüncül ve hedef odaklı yaklaşımların benimsenmesi gerekliliği ortaya çıkarken ülkeler, misyon odaklı teşviklerle yüksek teknoloji ihracatını artıran bir büyüme modeli inşa ederek daha sürdürülebilir ve rekabetçi bir ekonomiye sahip olmayı hedefliyorlar.
Yüksek teknolojili ürün ihracatının artırılabilmesi için stratejik sanayi ve teknoloji politikalarının geliştirilmesi kritik bir önem taşıyor. Bu çerçevede rapor, ülkelerin kalkınmasında merkezi bir role sahip olan yüksek teknoloji ihracatını artırmaya yönelik politika önerileriyle kapsamlı bir yol haritası sunmayı ve Türkiye’nin yüksek teknoloji ihracatındaki mevcut konumunu ortaya koymayı amaçlıyor.
Rapordan Öne Çıkan Noktalar:
* Türkiye’nin yüksek teknoloji ihracatının payı, 2014 yılında %3,4 iken 2024 yılında %3,5 olarak kaydedildi. Bu oran ülkenin üretim yapısının teknoloji yoğun sektörlere odaklanmadığını gösterirken bu alanın daha güçlü politikalarla desteklenmesi gerektiğine işaret ediyor.
* 2014 yılında toplam milli gelirin %0,85’i Ar-Ge harcamalarına ayrılırken bu oran 2024’te %1,46’ya yükselerek kayda değer bir artış görüldü. Türkiye, Ar-Ge harcamalarının GSYH içindeki payı açısından gelişen ülkeler arasında orta sıralarda yer alıyor.
* Patent başvuru sayısı 2014 yılında 12.375 adet iken 2024 yılında 18.639 adete yükselerek sınırlı bir artış gerçekleşti. Bu sınırlı artış, Türkiye’nin yenilik üretme kapasitesinin yeterince hızlı bir ivme kazanamadığını gösteriyor.
Politika Önerilerinden Öne Çıkanlar:
* Ar-Ge süreçleri sonucunda ortaya çıkan faydalı model çıktılarının etkin bir şekilde izlenmesi, finansman kaynaklarının israfını önleyerek daha verimli kullanılmasını sağlayacaktır.
* Sanayi ve teknoloji teşvikleri özellikle başvurulan ve alınan patentlere göre dağıtılarak stratejik hedefe katkı sunacak nitelikte olmalıdır. Ülkedeki patent başvurularının artırılması için yeni ürün, süreç ve teknolojilerin geliştirilip ticarileşmesine destek verilmelidir.
* Türkiye’de KOBİ’lerin dijitalleşme süreçlerine yönelik eğitim programları büyük ölçekli teknoloji firmalarının uzmanları tarafından desteklense de bu danışmanlık hizmetlerinin her işletmenin özgün ihtiyaçlarına göre yapılandırılması gereklidir.
* Yüksek teknoloji projelerine yönelik yatırım kredilerinde, kamu bankaları tarafından daha düşük faizli ve uzun vadeli finansman imkânları sağlanmalıdır. Özellikle başvuru yapan şirketlerin ihracat ürünlerinin teknoloji seviyesine göre Eximbank kredilerinde faiz oranlarının farklılaşması yönünde teşvik sunulabilir.
* Bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM) alanlarındaki müfredatın en az iki yılının laboratuvar çalışmaları, proje temelli dersler, staj ve sanayi iş birliklerine dayanması büyük önem taşıyor.
* Seçici teşvik programlarına yapılan başvuru süreçlerinin kolaylaştırılması ve teşviklerin erişilebilirliğini artıracak düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerekiyor.
Raporun tamamına erişmek ve daha fazla bilgi edinmek için buraya tıklayın.